Koyunculuğumuzun Geleceğinden Kaygı Duyuyoruz!

e-Posta Yazdır PDF

koyunculuk.jpgSon bir yıl içerisinde koyun varlığımızdaki düşüş ve koyun-kuzu fiyatlarında yaşanan ciddi artışlar, koyun et ve süt üretiminin geleceği hakkında kaygı yaratmaktadır. Ülkemizde hayvancılığın tüm dallarında olduğu gibi koyunculukta da üretim faaliyetinin varlığının korunmasına yönelik bugüne kadar planlı bir çalışma yapılmamış olması ve son yıllarda üretim maliyetlerindeki hızlı artış ciddi sorunlar oluşturmuştur.

HAYVAN VARLIĞI ÜLKEMİZİN ZENGİNLİĞİDİR

1991 yılında 40 milyon civarında olan koyun sayımız 2000 yılında 28 milyona, 2008 yılında ise 24 milyona kadar gerilemiştir. Koyun sayısının önümüzdeki dönemde 20 milyonun altına doğru düşmesinden endişe edilmektedir.

Bunun sonucunda Temmuz 2008'de 7.00 TL/kg olan kuzu eti fiyatı, %100'ün üzerinde bir artış ile Eylül 2009'da 17.00 TL/kg'a kadar çıkmıştır. Üretim aksadığı zaman ortaya çıkan acı sonuç görülmektedir. Önümüzdeki kurban bayramında kurbanlık kuzuların fiyatlarının adeta el yakacağı ortadadır.

Ülkemizde koyun etine yeterli talep olmasına rağmen girdi maliyetlerinin çok yüksek olması ve üretim kolunun yeteri kadar desteklenmemesi sebebiyle bu üretim kolu başıboş bırakılmış, son yıllarda meydana gelen aşırı olumsuz koşulların sonucunda adeta bir katliam gibi koyunlarımızın yok edilmesine seyirci kalınmıştır. Hâlbuki bu üretim, halkımıza en fazla et sağlayan üretim koludur. Öte yandan 200'ün üzerinde peynir çeşidimiz koyun sütü ile üretilmektedir.

HALKIMIZA KALİTELİ BESİN SUNMALIYIZ

Satın alma gücünün iyice azaldığı bu dönemde tüketici nasıl beslenecektir? En önemli protein tipi, amino asitler, özellikle kalp ve damar sağlığını koruyucu etkisi olan KLA asiti gibi besin maddeleri yönünden zengin olan koyun eti gibi bir kaynaktan halkımız mahrum kalacaktır. Çocuklarımız ve gençlerimiz nasıl sağlıklı büyüyecekler?

Ülkemizde terörle baş gösteren olumsuz gelişmeler, hemen sonra başlayan göçün yarattığı sıkıntılı tablo ile özellikle Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgesindeki hayvancılık ne yazık ki bitme noktasına gelmiştir. Söz konusu bölgelerimizde artık çoban bile yetişemez olmuştur. Geçtiğimiz dönemde beyaz eşya, vb. ile yapılan yardım bu bölgede üretim yapan üreticiye verilseydi, gerçekten ülkemiz ve insanımız hayrına bir iş yapılmış olurdu.

Tüm bunların yanı sıra, ülkemizde yaşanan ekonomik sıkıntılar, artan mazot fiyatları, küresel ısınmayla birlikte daha da yükselen yem fiyatları ve hızla fakirleşen halkın talep yetersizliği can çekişen koyun üreticisine sıfırı tükettirmiştir. Diğer yandan, meraların yetersizliği ve tarıma dayalı arazilerin imara açılması da koyunculuğumuzu olumsuz etkilemiştir.

Her ne kadar ülkemiz koyunculuğunun uzun vadede verimlilik ve karlılığının arttırılması için mevcut koyun varlığının daha fazla et ve süt bakımından ıslahı gerekiyor ise de ilk etapta yetiştiricilerin tabii ve ekonomik yönden uygun olmayan şartlarının ortadan kaldırılmasına yönelik destekleme politikalarının acilen uygulanmasına ihtiyaç vardır.

Yetiştiricilerin dağınık ve teşkilatsız oluşları, küçük hacimlerde ürün arz etmeleri onların pazarlık gücünü önemli ölçüde azalttığından korunmaya, desteklenmeye ihtiyaçları bulunmaktadır.

YAPILMASI GEREKENLER

ÜRETİLEN ÜRÜNLER DEĞERİNE SATILABİLMELİDİR

Koyun eti ve sütü değer bir fiyata üreticiden alınarak ekonomik bir üretim sağlanmalıdır. Süt koyunculuğu, süte prim verilerek özel olarak desteklenmelidir. Koyun sütü fiyatı, göreceli olarak inek sütü fiyatının en az 2,5 misli olmalıdır.

Pazarlama ve üretim gücü kazanmaları için koyunculuk üretimindeki küçük yetiştiriciler hızla örgütlenmeye özendirilmelidir.

Entegrelerde yapılan kesimlerde kuzu başına kg üzerinden, belli bir karkas ağırlığının üstüne de ayrı prim verilmelidir. Hayvan sağlığı ve besleme teknikleri hakkında yetiştirici bilgilendirilmelidir. Mera kanunu gözden geçirilmeli, mera ıslahına önem verilmeli, ıslah edilenlerin de korunması için çalışmalar yapılmalıdır. Özellikle kurban bayramlarında hayvan hareketleri çok iyi izlenmeli, hastalık taşımalar sonucu ortaya çıkan kayıpların en aza indirilmesi sağlanmalıdır. Irak ve Lübnan'a kaçak damızlık hayvan gidişi ivedilikle engellenmelidir.

Ortak sağımhane uygulamaları, koyun sütünün değerlendirilmesi, yem yardımı, aşılama yardımı, sakatat ve derilerin kg üzerinden işlem görmesi, küçük kuzulara veteriner sevk raporu verilmemesi konuları hemen gündeme alınmalıdır. Acil olarak alınacak olan önlemlerden sonra uzun vadeli diğer kalıcı önlemler de sıraya konularak değerlendirilmelidir.

Örgütsüzlük, çaresizlik, sahipsizlik kıskacındaki, ülkemizin en önemli üretim kollarından biri olan koyunculuk sektörü çökmeye bırakılmamalıdır.

İZMİR TARIM GRUBU

* İTG, tarım ve tarımsal sanayide çalışan sektör temsilcisi kişilerin bir araya gelerek oluşturduğu bir sivil toplum girişimidir.